ÖMER SAMİ KOŞAR ÖMER SAMİ KOŞAR 19 Şubat 2010

Kurtlar birbirini yerse ne olur?

flaş…flaş…flaş

Süperpoligon başyazarı Ömer Sami Koşar’ın ağır eleştiri yazısına önce Bab-ı Ali’den tepkiler geldi.

Sonra da aileden tebrikler yağmaya başladı. Örneğin Attila İlhan’ın öz be öz yeğeni Kerem Alışık bir teşekkür mesajı çekti ve şöyle dedi:

“ Kıymetli Ömer Sami Üstadımız. Dayımın anısına gösterdiğiniz saygıdan dolayı ellerinizden hürmetle öper, sevgilerimi sunarım. Annem Çolpan İlhan da ağabeyine yapılan bu vefasızlığa karşı çıkmanızı şükranla karşılamıştır üstadım”

Kerem Alışık

ÖMER SAMİ KOŞAR/ BAŞ YAZI

KURTLAR BİRBİRİNİ YERSE NE OLUR?

Bedii Faik’in ölmüş gitmiş Attila İlhan’ın ardından hilafı hakikat olması kuvvetle muhtemel sözler etmesine bu sütundan karşı çıktım, hatırlayınız.

Bunun üzerine bana hak veren ya da vermeyenler zuhur etti tabii olarak.

O günden beridir neşredilen yazıları ve fikirleri alakayla takip ediyorum.

Vardığım ruhî vaziyet şudur ki; hem hicap hissi hem de gururu eş zamanlı yaşıyorum.

Hicabım, eski-yeni tüm muharrir taifesinin birbirlerine hitap ederken kullandığı üsluptan ve yazıların muhteviyatından ötürü.

Gurur duymaklığımın sebebi ise, matbuat tarihimizin müphem ve mühim bir vakasının ıskalanmayıp, köküne, derinine eğilinmesi.

Sözümü saygı ve heyecanla karşılayıp, gerek eski kuşak; Hasan Pulur gibi, Hakkı Devrim gibi gerekse Ahmet Hakan gibisinden yeni kuşak muharrirlerin hakikat ortaya çıksın içün polemiğe girmesi.

Bundan zerre kadar endişe duymuyorum, çünkü Müsademe-i efkardan Barika-i hakikat doğar.

Bakınız en son varılan noktada ‘Şeyh-il Muharririn Bedii Faik Beyefendi’, Hürriyet ceridesinde çıkan Ahmet Hakan yazısına nasıl yanıt veriyor. Ve canı yürekten kutluyorum ki Ahmet Hakan evladımız, Bedii Bey’in bu cevabi yazısına bizzat kendi sütununu açıp yer veriyor.

Önce bu iki yazıyı art arda takdim edip, son sözümü sütunun nihayet bölümüne bırakıyorum.

Şöyle başlıyordu Hakan’ın yazısı:

ATTİLÂ İlhan’ı “muhbirlik” yapmak ile suçlayan Bedii Faik’i eleştirmiştim.

Bana bir açıklama göndermiş.

Keşke kendisiyle uzun uzadıya polemiğe girecek azim ve enerjiyle dolu olabilseydim de “geçmişteki gazetecilik” ile “bugünkü gazetecilik” arasındaki mahiyet farkı üzerinden bir tartışma yapabilseydik.

Fakat buna mecalim yok.

İyi ki yok...

Çünkü eski defterleri karıştıracak ve Bedii Faik’in askeri öğrencilerin ayaklanmasını bastırmak amacıyla subaylardan aldığı görevle Necip Fazıl aleyhine nasıl yazı yazdığını falan anlatacaktım.

Ama Bedii Bey müsterih olsun bunu yapmayacağım.

Yine Bedii Bey müsterih olsun, eski devirlerin gazetecilik kurallarına tabi olup yazabileceğime, bu devrin gazetecilik kurallarına tabi olup yazamamayı bile tercih ederim.

Bu hükme varmamda Bedii Bey’in ilgiyle okuduğum anılarının rolü büyüktür. Neyse...

Sözü uzatmadan, “cevap hakkı”na saygı gereği Bedii Bey’in açıklamasını aynen yayınlayalım:

İŞTE BEDİİ FAİK’İN CEVABî YAZISI

“Sayın Ahmet Hakan...

Ben Attilâ İlhan’ın arkadaşlarını satmasını, sizin iddia ettiğiniz gibi, bütün şahitlerin öldüğü bir devrede değil, taa 2001 Mayıs’ında çıkan ‘Matbuat, Basın derken Medya’ adlı anı kitabımda yazmışımdır.

Ki o tarihte bırakın şahitleri bizzat Attilâ İlhan sağ idi...

Ve ne tuhaftır, kitabım üzerine benimle konuşma yapan Milliyet muhabirinin röportajına karşı celallenen hazret, gene Milliyet’te çıkan cevabında ancak ‘İsminden yararlanarak şöhret peşinde’ olduğumu iddia etmek komikliğini gösterebilmiş ve bununla da kalmayarak olayın yeni bir şey olmadığını ve herkesten önce kendisinin bir kitabında bunu açıkça yazdığını söylemiştir. Yani itirafta bulunmuştur.

2001 yazının ilk aylarına uzanan basit bir gazetecilik gezintisi bu tabloyu isteyene hemen gösterebilir.

Fakat Sayın Hakan beni asıl üzen, meseleyi hiç incelemeden, bilmeden, anlamadan hakkımda vardığınız hüküm değil, bana yaslanarak bütün bir devri, eski gazetecilik devrini kötülemenizdir ki, bunu insafa sığdırsam, vicdana sığdıramıyor, gençliğe mal etsem ‘matbuat tarihi yalamış yutmuş’luk iddianıza uyduramıyorum.

Ama gene de o devirde yaşamadığınıza şükretmekte haklısınız. Zira size yazdırmazlardı.”

Bedii Faik

SON SÖZ SÜPER POLİGON’UN

Bu hararetli tartışmayı başlatan fitil ateşleyicisi olaraktan, izninizle son sözü söyleme hakkını kendime, dolayısıyla baş yazarı olmakla övündüğüm kıymetli mecra lideri Süperpoligon’a tevdi ediyorum.

Yazımın başlığında sormuştum: “Kurtlar birbirini yerse ne olur?”

Yanıtı basit: Kurtlar birbirini yerse, çoban rahat eder!..


ösamiko

omersamikosar@hotmail.com
omersamikosar@gmail.com

Yorum Ekle